Yoda
03-30-2005, 12:38
Canım sıkıldığında hep kapalıçarşıdaki Bit pazarına giderim.İlginç bir şeyler bulmak amacıyla etrafıma bakınırken aralıkta oturmuş nargile içen insanları gördüm.İşte hep içmeyi düşündüğüm nargilenin deneme zamanı gelmişti.
Uzun ince cam sürahi benzeri bir cam şişe geldi.İçi yarıyarıya suyla dolu olan bu şişenin üstünde bir tütün topağı,onun üstünde ise közleşmiş bir kömür parçası vardı.Uzun,ince bir çubukla havayı içeri çekmeniz gerekiyordu.Böylece tütün sizin ve kömürün yardımıyla tutuşup bu çubuk yardımıyla size ulaştırıyordu
Bu kadar kolay gözükmesine rağmen aslında ilk içenler için zor bir deneme olduğunu öğrenmem uzun sürmedi.Etrafımdaki herkes o kadar kolay içiyordu ki,utandım.Uzun bir nefesle bu işi bitirmeye karar verdim.Birden kontrolsuz biçimde ağzım dumanla doldu.Boğazım korkunç yanıyordu.Allahtan adet olduğu üzere masamın üzerine bırakılmış olan ada çayı yardımıma yetişti de ondan büyük bir yudum aldım ve rahatladım.
-İlk kez mi içiyorsun dedi,tok ama etkileyici bir ses.
-Evet dedim tepeden aşağı kızararak.Sesin sahibi olan yaşlı ama dinç görünüşlü adam konuşmaya devam etti ;
-Önemli değil.Bu ilk başta herkesin başına gelir.Ona nazik davran,canlıymış gibi.Hafif hafif bir yelpazenin seni rüzgarınla serinletmesi gibi sende ateşi alevlendir.Adama teşekkür ettim ve tekrar denedim.Olmuştu işte.Biraz önce beni boğan duman şimdi içimi derinden keşfe çıkmıştı ve bu beni hiç rahatsız etmiyordu.
Başarının verdiği edayla adama döndüm.65 yaşındaydı ve buraya gelip nargile içmesinin en büyük sebebi insanlarla konuşma isteğiydi.Onun deyimiyle “Nargile sohbetsiz olmazdı.”
--Ne iş yaparsın dedi,gözlerimin içine bakarak.
-- İşsizim dedim,yazar olduğumu saklıyarak.Gözlerimin içine baktı:
--Dudakların yalan söylüyor ama gözlerin bunu beceremiyor ,dedi.
--Yazarım,dedim yavaşça.
--Bir meslek sahibi olmak için neler çekenler gördüm ben.Sense kendininkini saklıyorsun.
--Bilmemki,herkes garip bakıyor söyleyince.Herkesin anlatılacak veya yazılacak bir hikayesi var.Oysa gerçekler hep gizli kalır.
--Benimde var evlat ve bu sözlerin anlatmamı icap ettirir ama nargile bu,sohbetsiz olmaz.Dinle ve kendin değerlendir.Belki bir günde ben seninkini dinlerim.
Bizim köy ufaktır.Genelde bu yüzden evliliklerle herkes akraba olur ve köy içinde hemen herkes birbirini tanır.Birbirini tanınmayan yok gibidir.Yok gibidir diyorum çünkü benim gibi birkaç kişi insanlarla ilişkilerini sınırlı tutmayı başarabilmişti.Kuş seslerini,doğanın sessizliğini,rüzgarın uğultusunu hep insanların seslerine tercih etmişimdir.Ama yinede bazen olmanız gereken yerler vardır ve orda olursunuz,olmak istemesenizde.Aile toplantıları gibi.İşte o günlerin birinin sonunda eve döndüğümüzde annem kulağıma şu sözleri fısıldadı:
--Teyzenin kızı bana dedi ki: “Yeterki onunla evleneyim sonra birgün yaşayıp öleyim.”
Onunla ilişkimiz tipik akraba ilişkisinden farklı değildi ama ilk defa kendimi farklı hissediyordum.Acaba bir insan bir diğerini bu kadar sevebilirmiydi.Ben niye onu daha önce farketmemiştim.Farkında olmadığım tek şey o değildi.Aslında sevgide çok tehlikelidir evlat,hiç kimsenin düşünemiyeceği kadar.Eğer bir insana hak ettiğinden fazla sevgi verirsen ne yapacağını şaşırır,tıpkı benim gibi.
Kendimi küçük dağları ben yaratmış gibi hissediyordum ve herşeyi yapabilecek güçte.Yaptımda onunla evlendim.Onu düşünmüyordum bile,onun sevgisinden o kadar emindim ki sevgi sarhoşluğu içinde yüzüyordum.Ve ne oldu biliyormusun 1 ay sonra öldü.Uyandım ama çok geç oldu.
İnsanlar ellerindekilerin değerini ancak onları kaybedince anlıyor ve kaybedilen sevgi tekrar bulunamıyor.Kendimizi sevginin tatlı sarhoşuğuna öyle bir kaptırıyoruz ki sevdiğimizi söyleme fırsatı bile bulamıyoruz.Sevgilinin hep bizim olacağını düşünmek oysa hayat o kadar uzun değil.Ve eğer sevgiye gereken önemi vermezsen seni öyle çabuk cezalandırır ki anlayamazsın.Onun için dikkat et evlat,dedi ve sustu dolu gözlerle.
Nargilem yarı yarıya tütününü bitirmişti.Gözleri hüzünle kaplanmış bu yaşlı adam sevdiğine asla kavuşamayacaktı.Ve gözlerindeki ifade beni onun hayatı boyunca bu kadını düşündüğüne ve sevdiğine,evet geçte olsa sevdiğine inandırdı.
Hadi git artık,dedi.Bütün bunları düşün ve eğer değer verdiğin biri varsa onun sevgisini kalbini bir köşesine kocaman harflerle yaz.Yazki ona gereken değeri verebilesin.
Bu olayın üzerinden tam üç yıl geçti.Sanırım artık hayatım daha farklı.Yalnız bir tek şey değişmedi.
Nargile içmek.
Uzun ince cam sürahi benzeri bir cam şişe geldi.İçi yarıyarıya suyla dolu olan bu şişenin üstünde bir tütün topağı,onun üstünde ise közleşmiş bir kömür parçası vardı.Uzun,ince bir çubukla havayı içeri çekmeniz gerekiyordu.Böylece tütün sizin ve kömürün yardımıyla tutuşup bu çubuk yardımıyla size ulaştırıyordu
Bu kadar kolay gözükmesine rağmen aslında ilk içenler için zor bir deneme olduğunu öğrenmem uzun sürmedi.Etrafımdaki herkes o kadar kolay içiyordu ki,utandım.Uzun bir nefesle bu işi bitirmeye karar verdim.Birden kontrolsuz biçimde ağzım dumanla doldu.Boğazım korkunç yanıyordu.Allahtan adet olduğu üzere masamın üzerine bırakılmış olan ada çayı yardımıma yetişti de ondan büyük bir yudum aldım ve rahatladım.
-İlk kez mi içiyorsun dedi,tok ama etkileyici bir ses.
-Evet dedim tepeden aşağı kızararak.Sesin sahibi olan yaşlı ama dinç görünüşlü adam konuşmaya devam etti ;
-Önemli değil.Bu ilk başta herkesin başına gelir.Ona nazik davran,canlıymış gibi.Hafif hafif bir yelpazenin seni rüzgarınla serinletmesi gibi sende ateşi alevlendir.Adama teşekkür ettim ve tekrar denedim.Olmuştu işte.Biraz önce beni boğan duman şimdi içimi derinden keşfe çıkmıştı ve bu beni hiç rahatsız etmiyordu.
Başarının verdiği edayla adama döndüm.65 yaşındaydı ve buraya gelip nargile içmesinin en büyük sebebi insanlarla konuşma isteğiydi.Onun deyimiyle “Nargile sohbetsiz olmazdı.”
--Ne iş yaparsın dedi,gözlerimin içine bakarak.
-- İşsizim dedim,yazar olduğumu saklıyarak.Gözlerimin içine baktı:
--Dudakların yalan söylüyor ama gözlerin bunu beceremiyor ,dedi.
--Yazarım,dedim yavaşça.
--Bir meslek sahibi olmak için neler çekenler gördüm ben.Sense kendininkini saklıyorsun.
--Bilmemki,herkes garip bakıyor söyleyince.Herkesin anlatılacak veya yazılacak bir hikayesi var.Oysa gerçekler hep gizli kalır.
--Benimde var evlat ve bu sözlerin anlatmamı icap ettirir ama nargile bu,sohbetsiz olmaz.Dinle ve kendin değerlendir.Belki bir günde ben seninkini dinlerim.
Bizim köy ufaktır.Genelde bu yüzden evliliklerle herkes akraba olur ve köy içinde hemen herkes birbirini tanır.Birbirini tanınmayan yok gibidir.Yok gibidir diyorum çünkü benim gibi birkaç kişi insanlarla ilişkilerini sınırlı tutmayı başarabilmişti.Kuş seslerini,doğanın sessizliğini,rüzgarın uğultusunu hep insanların seslerine tercih etmişimdir.Ama yinede bazen olmanız gereken yerler vardır ve orda olursunuz,olmak istemesenizde.Aile toplantıları gibi.İşte o günlerin birinin sonunda eve döndüğümüzde annem kulağıma şu sözleri fısıldadı:
--Teyzenin kızı bana dedi ki: “Yeterki onunla evleneyim sonra birgün yaşayıp öleyim.”
Onunla ilişkimiz tipik akraba ilişkisinden farklı değildi ama ilk defa kendimi farklı hissediyordum.Acaba bir insan bir diğerini bu kadar sevebilirmiydi.Ben niye onu daha önce farketmemiştim.Farkında olmadığım tek şey o değildi.Aslında sevgide çok tehlikelidir evlat,hiç kimsenin düşünemiyeceği kadar.Eğer bir insana hak ettiğinden fazla sevgi verirsen ne yapacağını şaşırır,tıpkı benim gibi.
Kendimi küçük dağları ben yaratmış gibi hissediyordum ve herşeyi yapabilecek güçte.Yaptımda onunla evlendim.Onu düşünmüyordum bile,onun sevgisinden o kadar emindim ki sevgi sarhoşluğu içinde yüzüyordum.Ve ne oldu biliyormusun 1 ay sonra öldü.Uyandım ama çok geç oldu.
İnsanlar ellerindekilerin değerini ancak onları kaybedince anlıyor ve kaybedilen sevgi tekrar bulunamıyor.Kendimizi sevginin tatlı sarhoşuğuna öyle bir kaptırıyoruz ki sevdiğimizi söyleme fırsatı bile bulamıyoruz.Sevgilinin hep bizim olacağını düşünmek oysa hayat o kadar uzun değil.Ve eğer sevgiye gereken önemi vermezsen seni öyle çabuk cezalandırır ki anlayamazsın.Onun için dikkat et evlat,dedi ve sustu dolu gözlerle.
Nargilem yarı yarıya tütününü bitirmişti.Gözleri hüzünle kaplanmış bu yaşlı adam sevdiğine asla kavuşamayacaktı.Ve gözlerindeki ifade beni onun hayatı boyunca bu kadını düşündüğüne ve sevdiğine,evet geçte olsa sevdiğine inandırdı.
Hadi git artık,dedi.Bütün bunları düşün ve eğer değer verdiğin biri varsa onun sevgisini kalbini bir köşesine kocaman harflerle yaz.Yazki ona gereken değeri verebilesin.
Bu olayın üzerinden tam üç yıl geçti.Sanırım artık hayatım daha farklı.Yalnız bir tek şey değişmedi.
Nargile içmek.