PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Acaba neden yorgunum?


Kafka
05-25-2005, 18:28
Çoğumuz bir şekilde yorgunluğun baskısı altında yaşıyoruz. İşten çıktığımızda kendimizi bitkin hissediyorsak, bunu anlamak kolay. Ama bazen izah edilmesi güç durumlarla karşılarız. Örneğin her birimizin enerjik ya da yorgun olduğu saatler farklıdır. Kimileri tam bir "gece kuşu"dur, gece yarısından sonra açılır; bazıları sabahları verimlidir, akşamları durgunlaşır. Bunlar bir ölçüye kadar yapısal sayılabilir ancak bazen farklı sorunların belirtisi de olabilir. Bazı insanlar sabahları yataktan çok zor kalkarlar. Sanki gece boyunca ağır bir yük taşımış gibi sabah kendilerini yorgun hissederler. Canları giyinmek, sokağa çıkmak, hayata karışmak istemez. Kimileri sabah iyi kalkarlar ama gece olunca adeta çökerler. Bazıları yemeklerden sonra bitkin düşer. Bazı insanların çabucak pili biter! Kendini güçsüz, isteksiz, yaşlı hisseder Bu şikayetler o kadar yaygın ki! Çoğunlukla vitamin alıp geçiştirmeye çalışırız. Veya 'geçer' deyip, bekleriz. Atlatabiliyorsanız, ne âlâ. Ama yorgunluk kronik bir hale gelmişse ciddiye almak gerekir. Araştırın Çünkü yorgunluğun tek nedeni yok. Yaşadığınız sıkıntılar; beslenme sorunlarından hareketsizliğe, kan şekerinden kabızlığa, adet sorunlarından cinsel tatminsizliğe, strese, dolaşım bozuklukları, tansiyon veya kalp sorunlarına, su kaybından mineral eksikliklerine ve hormon dengelerine kadar uzanan sayısız nedeni olabilir. Her hormon farklı enerji yaratır Bugün yorgunluğun hormonlarla ilişkisini biraz sorgulayalım. Çünkü üzerinde en az durulan konu bu. Her hormon farklı bir enerji yaratır. Hormonlarda yetersizlik baş gösterdiğinde, yorgunluğun değişik şekilleriyle karşılaşırız.

* TİROİD hormonu yetersizse; en derin uykudan uyandığınızda bile yataktan çıkmak size zor gelir. Ancak ilginç olan, siz çalışmaya başlayınca, hareket ettikçe, bu yorgunluğun yavaş yavaş kaybolmasıdır. Yani sabahları "afyonu geç patlayan" insanlardan biriyseniz, bu ihtimali düşünmenizde fayda var.

* ÖSTROJEN veya TESTOSTERON hormonları yetersiz ise; yorgunluğunuz gün boyunca devam eder. Özellikle fiziksel olarak aktif olduğunuz saatlerde artar. Ne yemek yemenin, ne yapılan esprilerin size yararı olmaz. Hele hareketli bir gün geçirmek zorundaysanız, bu size işkence gibi gelir. Gün boyunca sadece yatağa girip uzanacağınız zamanı hayal ederseniz.

* KORTİSOL hormonu yetersizse; bu durum kendini daha fazla geceleri belli eder. Akşam saatlerinde dayanılmaz bir yorgunluk bastırır. Ayakta durmak size işkence gibi gelir. Hele gergin bir gün geçirmek zorunda kalırsanız, altında ezildiğini hissedersiniz. Kafanız karışır, uykunuz gelir, kaçacak delik ararsınız. Çünkü kortizon hormonunun eksilmesi strese karşı direnci düşürür.

* BÜYÜME hormonu yetersiz ise; yorgunluk gün boyunca yakanızı bırakmaz. Akşamları ise kendinizi tek kelime ile tükenmiş hissedersiniz. Gece yarısından sonra ayakta kalmanız imkansızdır. Eğer buna rağmen geç yatarsanız ertesi günü çok zor geçirirsiniz.

* ALDOSTERON yetersizliğinde; ayağa kalkmanız kendinizi yorgun hissetmeniz için yeterli. Vücudunuz canlansın! Yorgunluğun en iyi ilacı nedir biliyor musunuz? Hareket! Düzenli spor ve hareket vücudumuzun enerjisini ve hormonlarımızı dengeler. Ve tabii beslenme şekli çok önemli. Son yıllarda yapılan araştırmalar yeni görüşler ortaya çıkardı. Başta ekmek olmak üzere tüm hamur işleri, süt ürünleri, şeker, kahve, sirke, alkol ve mayalı ürünler yorgunluktan sorumlu tutuluyor. Çünkü bu gıdalar bizim enerjimizi tüketiyor, hormon üretimini engelliyor. Örneğin şeker süratle enerjimizi yükseltir ama aynı hızla tüketir ve bizi bitkin düşürür. Mayalı ürünler bazı hormonları emer ve kendimizi yorgun hissetmemize neden olur. Modern anti-aging uzmanları, tahıllar ve süt ürünleri konusunda uyarıyorlar. Çünkü tahılların da, süt ürünlerinin de, sindirilmeden bağırsaklarda 2-3 gün kaldığını ve bu süre içinde zehirli toksinlere dönüştüğünü belirtiyorlar. Ne yağlısı, ne de yağsızı artık tavsiye edilmiyor. Öte yandan, lahana ve portakalın sütten daha zengin kalsiyum kaynakları olduğu açıklanıyor. Herkese farklı diyet
* Tiroid hormonunuz ölçümlerde düşük çıkıyorsa, beslenmenizde sebze ve meyvelere ağırlık vermelisiniz. Kırmızı ve beyaz et, yumurta gibi gıdalar tiroid üretimini güçleştirir.
* Yorgunluğunuz sex hormonları ve büyüme hormonuna bağlıysa, meyve ve sebzelerin yanı sıra daha fazla hayvansal protein almalısınız. Et, balık, tavuk ve yumurta...
* Yorgunluk ile beraber sindirim sorunları yaşıyorsanız, haftada bir gün vücudunuzu dinlendirin. Yağsız, buharda pişmiş veya haşlanmış hafif yemekler yiyin.
* Yorgunluğu gidermek için alabileceğiniz en iyi takviyeler; C vitamini, B12, Demir ve Magnezyum'dur. Magnezyum seviyesi düştüğünde kaslarımız çabuk yorulur. CoenzymQ10 de çok önemlidir. Kalbin daha fazla kan pompalamasını sağlayarak enerjinin tüm vücuda ulaşmasına yardımcı olur.

Kaynak: Sabah Gazetesi

salome
01-26-2006, 17:49
Kendimi yorgun hissettiğim zamanlarda Kafka'nın siteye koyduğu "Acaba Neden Yorgunum" yazısı aklıma geliyor. Bir göz atıyorum ve tahlil sonuçlarımın yeterli çalıştığını gösterdiği tiroid hormonuma tekrar bir küfrediyorum. (Peki benim afyonum neden geç patlıyor. StrangerPIA'nın bahsettiği astral yolculuklar yüzünden mi sürekli yorgunum yoksa sadece anneliğin ve geceleri sık uyanmanın sonucu mu bu?)
Her neyse Sabah gazetesi son derece başarılı bir makale yayınlamış. Tercümeyse hangi kaynaktan olduğunu merak ediyorum doğrusu.

Ben de bugün milliyet.com.tr'de bir yazı okudum. Yorgunluktan, depresyondan ve stresten şikayetçi olanlar (stresten muzdarip olmayan kaç kişi var aramızda, bir ses verin :2gunsfiri) bir göz atsın.

"Son yıllarda yaşam koşullarındaki değişmelerin stresli ortamları artırdığına dikkat çeken uzmanlar, buna bağlı olarak hastalıkların da arttığını ifade ediyorlar.
Türkiye Endokrinoloji ve Metobolizma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur, Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır bilinen kronik yorgunluk sendromunun, son yıllarda Türkiye'de de tanınmaya başlandığını kaydetti. Keleştimur, ''Türkiye bu sendromu yeni yeni tanımaya başladı. Bu nedenle kesin rakamlar bilinmemekle birlikte yaygın olduğunu düşündüğümüz bir hastalık'' dedi.
Keleştimur, kronik yorgunluk sendromunun nasıl ortaya çıktığı konusunda çok sayıda teori bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Viral enfeksiyonlar ve bazı aşılar sonrasında ortaya çıktığı yönündeki bulgular değerlendiriliyor. Kronik yorgunluk sendromuna yakalanan kişi, günlük hayattaki fiziksel aktivitelere yerine getirmez, işine gidemez, hatta ileri aşamalarda yatağından kalkamaz olur. Sürekli bir yorgunluk ve bitkinlik hali hisseder, bununla birlikte hafif ateş ve boğaz ağrıları başlar.''

DEPRESYONLA KARIŞTIRILMAMALI
Keleştimur, kronik yorgunluk sendromunun depresyonla karıştırılmaması gerektiğine dikkati çekerek, ''Bu hastalarda zamanla ruhsal bozukluklar ve özellikle depresyon oluşabilir. Ancak bu depresyonu olan herkes de kronik yorgunluk sendromu var anlamına gelmemelidir'' dedi.
Stresin yaşamın bir parçası haline geldiğini belirten Keleştimur, şöyle devam etti:
''Stressiz bir yaşam düşünmek maalesef mümkün değil. Stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Herkesin bir stres eşiği var, bu eşiği aşmamak gerekiyor. Düzenli hayat tarzı, hafif fiziksel egzersizler, ve ideal kiloyu korumak da kronik yorgunluk sendromu ve benzeri rahatsızlıklardan korunmak için uygulanması gereken temel kurallardır.''

insomnia
02-17-2006, 16:03
Bazen de yorgun hissetmemizin sebebi kendimiz oluyoruz. Çok iyi uyusan ve de fiziksel bir rahatsızlığı olmayan kişilerin yorgun hissetmesinin en önemli sebeplerinden biri de yemek yeme alışkanlıklarının sağlıklı olmaması.

Her gün "sağlıklı" kahvaltı yapmayan kişilerde yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu daha fazla.

aysun
02-17-2006, 17:52
selam , ben yeni üyeyim amacım uyku apnesi hakkında binşeyler bulabilmekti . 1 saat önce doktordan döndük. eşimde , uykuda soluk durması gibi bir proplem var. Burun ve boğaz ameliyatı olacağını sanıyorduk ama doktor önce uyku labaratuvarına gitmemiz gerektiğini söyledi. Bu test yapılmadan ameliyat olamaz mı ? söyledikleri şahsen beni korkuttu , biliyorum başka bir konudan bahsediyordunuz ama biraz açıklama yapabilecek kimse var mı ?

Kafka
02-18-2006, 21:04
selam , ben yeni üyeyim amacım uyku apnesi hakkında binşeyler bulabilmekti . 1 saat önce doktordan döndük. eşimde , uykuda soluk durması gibi bir proplem var. Burun ve boğaz ameliyatı olacağını sanıyorduk ama doktor önce uyku labaratuvarına gitmemiz gerektiğini söyledi. Bu test yapılmadan ameliyat olamaz mı ? söyledikleri şahsen beni korkuttu , biliyorum başka bir konudan bahsediyordunuz ama biraz açıklama yapabilecek kimse var mı ?
Selam.
Haklı olarak biraz panik olmuşsunuz ama o kadar korkacak birşey olduğunu sanmıyorum. Eşinizin uyku laboratuvarına yatmasındansa hemen ameliyat olmasını tercih eder gibisiniz. Halbuki uyku laboratuvarında ne gibi bir uyku hastalığı olduğunu teşhis edecekler. Belki de ameliyat olmasına gerek kalmadan c-pap cihazı gibi bir yöntemle ameliyatsız tedavi ederler, daha iyi olmaz mı? Uyku Bozukluğu Klinikleri forumumuzda uyku laboratuvarları konusunu okursanız uyku teknisyeni arkadaşlarımız bu laboratuvarlardan çekinmemizin ne kadar gereksiz olduğunu bize açıklamışlardı.
Eşinize acil şifalar dilerim.

anemona
03-12-2006, 16:06
arkadaşlar uyku kliniklerinden ssk ile anlaşmalı olan var mı?
beyinen uyanıyorum fakat gözümü bile açamıyorum nefes bile alamıyorum, uyanamıyorum yani. O kadar zorluyorum ki kaslarımı bir dakika süreyle, sonunda uyandığımda derin bir nefes alıp yorgunluktan baygın halde kurtuluyorum bu durumdan. O kadar yorgun oluyorum ki uykuya dalıyorum ve yine aynı şey tekrar ediyor. En sonunda bu döngüden kurtulmak için yataktan zorla kaldırıyorum kendimi, bir daha uyuyakalmıyayım diye.
karabasan gibi başlamıştı ama bu başka bir sorun gibi geliyor artık bana. Horlama sorunum da yok. Ne oluyor hiç anlamıyorum. İlgilenen biri olursa, yaşadıklarımı gördüklerimi de anlatabilirim. Uzatmak istemedim şu an daha fazla.
Teşekkür ederim şimdiden yardımı dokunabilecek herkese.