PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yorgunum, Yorgunsun, Yorgunuz


Kafka
06-07-2005, 10:36
Hazırlayan : ESRA ÖZÜBEK
www.elle.com.tr

Bahar aylarında güneşin sıcacık etkisi içimizi ısıtmaya, psikolojik olarak pozitif enerji vermeye başlamasına rağmen nedense bir yorgunluk, bezginlik hali başgösterir çalışanların çoğu işe gitmek istemez, sabah yataktan kalkmak bir kabus durumunu alır.

Uzmanlara göre bahar yorgunluğu ya da bahar depresyonu; özellikle bahar mevsiminin başladığı günlerde birçok kişide görülebilen, genel bir bitkinlik, güçsüzlük ve enerji noksanlığı, isteksizlik, uykusuzluk ve vücutta karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rahatsızlık hali olarak tanımlanıyor. Peki hepimizi etkisi altına alan bu durum neden ortaya çıkıyor? Bu konuda daha detaylı bilgi almak için Acıbadem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün ile görüştük: "Kışın soğuk ve güneşsiz günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ve sıcaklığına terk ediyor. İşte bu hava ve mevsim değişikliği insan biyoritmini (insan vücudu hassas bir saat gibi bu değişikliklere uymaya çalışır) olumsuz etkiliyor. Bahar mevsiminde doğal olarak havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yük havada bulunan pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınmaktadır. Bu taşıma dengesi bozuklukları iklim değişikliği dönemlerinde sıkça karşımıza çıkar. İnsanlarda yorgunluk belirtileri ve ruhsal sıkıntılara bile yol açarak rahatsızlık sebebi olurlar. Havadaki elektrik yükü şehirlerde ve de özellikle büyük şehirlerde daha fazladır. Bu duruma bir de hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğu eklenirse, kişilerdeki bahar yorgunluğu belirtileri daha da yoğun olarak yaşanır. Bahar ayının ve güneşin getirdiği rehavet duygusuna, stres ve gerginlik duygusu da eklenince insanda mevcut olan birçok hastalık da negatif olarak etkilenmektedir (mide hastalıkları, asabi kolit rahatsızlıkları, koroner damar hastalıkları, depresyon ve panik ataklar v.s.).
Meteorolojik değişiklikler insan vücudundaki su dengesini de negatif yönde etkiler."
Prof. Dr. Koptagel İlgün, bahar yorgunluğunu tarif ederken üç gruba ayırıyor. Kronik yorgunluk sendromu, mutsuzluk yorgunluğu ve bahar yorgunluğu. Ona göre bu üç üç grup hastalık belirtilerini birbirlerine yakın birçok bulguları olmakla beraber birbirinden ayırmak gerekiyor. İlgün bu konuda birçok noktaya dikkat çekiyor: "Bir kişi fiziksel olarak yorgunluktan, tüm eklem ağrılarından ve yataktan yorgun kalkmaktan ya da gün içerisinde çabuk yorulduğundan bahsederken, bir başkası ruhsal ya da psikolojik yorgunluktan bahsedebilir. Yine vücudunda enerji azaldığından dolayı birçok aktiviteye katılma isteksizliği duyan kişilerin sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktur. Eğer bir yorgunluk aylarca sürüyorsa, hatta yatak istirahatı ile de geçmiyorsa müzminleşmiş (kronik) bir yorgunluk hastalığından bahsedilebilir. Öyle yorgunum ki demekle seyredebilen yorgunluk halini, kronik yorgunluk sendromundan ayırmak gerekir."

İster bahar yorgunluğu olsun ister diğer yorgunluk rahatsızlıkları olsun; yorgunluk birçok hastalık belirtilerini etkiler. Örneğin; Kas ağrıları, omuz, sırt ve boyun ağrıları. Yorgunlukla birlikte; konsantrasyon bozukluğu, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması ve uyku bozuklukları. Yorgunluk hareketsizliğiyle birlikte aşırı yeme problemi şişmanlık olur ve de o da birçok rahatsızlığı negatif olarak etkiler. Uyku ritmi bozukluğu; uykuya dalma güçlüğü bazen de aşırı uyuklama hali gibi. Baş ağrıları, stres ve ruhsal gerginliğe bağlı olarak bağırsak ve mide rahatsızlıkları... Bahar mevsiminde mide ve oniki parmak ülseri olanlarda hastalık nüksleri daha çok görülebilir. Bağırsaklarda gaz, kabızlık ve ishal gibi düzensiz bağırsak hareketlerini beraberinde taşıyan, hassas bağırsak sendromu diye adlandırılan durum görülebilir. Baharda daha çok görülen ve diğer yorgunluk rahatsızlıklarını artıran durumlarını özetlersek beslenme alışkanlığı bozuklukları bu duruma neden olabilir. Besinlerle yeterli miktarda vitamin, mineral alınmayan durumlarda yorgunluk tetiklenebilir. Tembel bir yaşam biçimi de yorgunluk sebebi olabilir.
Tiroid bezinin çalışma düzensizlikleri özellikle bu bezin az çalışması yorgunluk belirtilerini artırır. Çünkü bu durumlarda hafıza zayıflaması, uyku eğilimi, adale ağrıları normalden fazla görülür. Birçok enfeksiyon hastalığı, mikroplar veya virüslerle meydana gelmiş olsun, yorgunluk belirtilerini artırırlar. Tansiyon, kalp hastalığı, alerji, nezle ve bazı ağrı kesici ilaçla beraberinde yorgunluk belirtilerini getirir. Tansiyonda sık sık inip çıkmalar, kan şekeri düşmeleri, gürültülü ortamlar, fazla sıcak ya da soğuk ortamlar, stresli iş ortamı, kirli hava gibi durumlar da yorgunluğa yol açabilir. Fazla kafein, yoğun sigara kullanımı, aşırı alkol ve madde alışkanlıkları da yorgunluk tetikleyen durumlardır.

Bahar yorgunluğunun iş hayatına yansımasını Prof. Dr. Koptagel İlgün şöyle anlatıyor: Bahar yorgunluğu yaşayan kişilerin durumu iş yerlerine de yansıyabilir. Ayrıca iş yeri yorgunluğundan muzdarip olanların taşıdıkları stres oranınından dolayı hissettikleri bazı rahatsızlıklar da söz konusudur. Dinlenmek için süre ayırmayan ve yüksek aktivite ile çalışanlarda iş yeri yorgunluğu daha fazla görülür. Yoğun bir tempo ile çalışanların masalarında bile uygulayabilecekleri gevşeme, relaksiyon teknikleri uygulamaları faydalı olur. Olaylara iyimser ve olumlu bakmak yorgunluk giderici bir ilaç olabilir. Bahar yorgunluğu ve diğer yorgunluk durumlarında esas ve eşlik eden sebepleri belirleyip ona karşı önlem alınmalıdır. Eğer yorgunluk yaşayan kişilerde, durumu tetikleyici hastalıklar tespit edilirse onları önleyici tedaviye başvurulmalıdır. Kansızlık durumu varsa sebep belirlenip önlem alınabilirse yorgunlukta önlenmiş olur. Aile ve iş yerlerinde sosyal ve psikolojik problemler varsa, önlenmelidir."

Yorgunluk sorunu olan hastalarda B ve C vitaminlerinden, magnezyum, potasyum ve çinko desteğinden de faydalanılıyor. Gevşeme egzersizlerinden yararlanılması da sıkça başvurulan bir yöntem. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye önem vermek, günlük içilen su miktarını 3 litre civarında tutmak, iyi ve kaliteli bir uyku düzenini sağlamak stresi azaltabilir. Sigara, alkol ve kafeinden uzak durmak gerekiyor. Yorgunluğu giderir ve rahatlatır düşüncesiyle aşırı alkole başvurmak yanlış kabul ediliyor. Yatarken alınan depresyon azaltan, uyku düzenleyen ve kas gevşeten ilaçlardan da yararlanılabilir.

şehrazad
06-07-2005, 15:00
Bu aralar ben de kendimi hep yorgun hissediyorum. Ama demek ki yalnız değilmişim çünkü birçok yerde bu konuda yazılar var. Kafka'nın alıntıladığı kadar geniş kapsamlı olmasa da faydalı olabilecek bir tane de www.bizimyer.com'da vardı:

Bu Günlerdeki Yorgunluğunuzun Nedeni

Bahar geldi ve güneş sıcak yüzünü bize biraz daha fazla göstermeye başladı. Ancak bahar, gelişini neşe içinde ve güneşin sıcaklığıyla müjdelese de biz onu öyle karşılayamıyoruz nedense. Tersine, güneşin sımsıcaklığına ve ışığın göz kamaştırıcılığına, kan dolaşımı sorunları, uyku rahatsızlıkları ve baş ağrılarıyla merhaba diyoruz. Ya da gün boyu yorgun ve keyifsiz sürükleniyoruz oradan buraya. Tek istediğimiz ise uyku! Bu sorunların tek bir adı var: Bahar yorgunlukları. Bahar yorgunlukları, çoğu zaman bir hayal ürünü olarak tanımlanır. Ama gerçekten de vücudumuzun kış döneminden yaz dönemine geçiş sürecinde çok çalışıp çabalaması gerekiyor. Çünkü bu dönemde metabolizmamız tam anlamıyla içimizde bir bahar temizliğine başlamış oluyor. Vücudumuz da daha fazla hormon üremeye ve eski hücreler yerlerini yeni hücrelere bırakmaya başlıyor. Bu da daha fazla enerji demek oluyor. Bu bahar yorgunluğunun suçlusu, aslında biraz da ışık. Kulağa biraz paradoksal geliyor olabilir, ancak çok ışık, insanı tembel yapabiliyor. Günler ilerledikçe daha geç akşam olmaya, hava daha geç kararmaya ve sabahları gün daha erken aydınlanmaya başlıyor. Bu da vücudun uyku hormonu olan melatonini daha az boşaltmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da uzun uyku süreçlerimiz kısalıyor, uyku yetmiyor ve bu da bizi yoruyor. Ayrıca kış boyu tek taraflı beslenme şekli, hareketsizlik ve sık sık üşütüp hasta olmak, vücudumuzdaki güç ve vitamin depolarını tüketmiş oluyor. Yine de tüm bunlar için bir şeyler yapabiliriz.

Birkaç öneri
Meyve, sebze ve kepekli ürünleri sık tüketin.
Açık havada bolca hareket yapın. Sık sık merdiven çıkın, bisiklete binin. Ya da spora gidin.
Kan dolaşımını harekete geçirmek için sabahları jimnastik yapın, duş alın ve özellikle duşunuza soğuk suyla son verin. Ayrıca banyo yaparken, küvete biberiyeli jeller döküp banyoda dinlenin.
Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için sık sık saunaya gidin. Böylece vücudunuz ısı değişimlerine uymayı öğrenecektir.
Gardırobunuzu yenileyin. Kış tonlarını artık terk edip yerine açık ve taze renkler koyarak kendinize pozitif enerjiler aşılayın.

Yoda
06-09-2005, 12:36
Ayrıca banyo yaparken, küvete biberiyeli jeller döküp banyoda dinlenin

Ben bu biberiyeli jelle takıldım,nedir nerde bulunur ,birde bunu yazsalarmış keşke.

Birde biz sıcak kanlı değilmiydik,niye kan dolaşımı ısını ayarlma ihtiyacı duyuyoruz,
Tamam adaptasyonun zaman aldığını anlıyorum ve bunu hızlandırmak için bütün bunları yapıyoruz ama oldu olacak soğuk kanlı hayvanlar gibi kış uykusuna yatın demediği kalmış gibi geldi bana
:withstupi

gayduruguppakcemil
06-16-2005, 00:20
Yorgunum....

şehrazad
06-16-2005, 11:42
Yorgunum....
Banyo yaparken, küvete biberiyeli jeller döküp banyoda dinlenin :s4:

Yoda
06-21-2005, 11:23
ya birisi artık bu biberiyeli jeller ne bana anlatacak mı?

şehrazad
06-23-2005, 15:52
ya birisi artık bu biberiyeli jeller ne bana anlatacak mı?
Ya ben de bilmiyorum ki dalga geçtim :s4:
Ama herhalde aktarlarda, baharatçılarda falan vardır. O çeşit çeşit baharat olan dükkanlarda her bir şey bulunuyor.

gayduruguppakcemil
06-24-2005, 09:50
Yorgunum...

şehrazad
06-26-2005, 22:29
Yorgunum...
Tatil gözükmüyor mu ufukta?

gayduruguppakcemil
06-28-2005, 10:50
Ne yazık ki hayır....
En az Eylül'e kadar izin mizin yoktur...
Ne garip. Kazandigin parayi harcamaya vakit kalmiyor - enerji kalmıyor....

Şimdi Sedir Adası'nda yüzüp, Akyaka'ya geçip balık yemek vardı. Gece de yatılır orada, sabah Marmaris'e doğru uzanıp, Datça'da akşam gene uzuuuuuuun bir yemek, ertesi gün gene Datça'da booool meze bol rakı... Üşenmeyip Dalyan'da deniz sefası, gelmeden sağdaki küçük koyun içindeki çiftlik-otel-lokanta'da bilumum hayvanat ve çiçekler arasında püfür püfür bir serinlikte gelmsin biralar - börekler - yağlılar - zeytinyağlılar... Bir de kaptırıp Ölüdeniz... Fethiye, Taşevlerin arasında bol balık bol şarap bol temiz hava bol sohbet... Bir de bu kadar gürültülü olmasa... Fethiye merkez çarşı eiçerisinde bir balıkçı vardı.... Adını hatırlayamıyorum şimdi... Son tatilimde bir gece anlamsız bir otelde kalmıştım,. sırf ertesi gün tekrar orada balık yiyebilmek için... Ve geri dönüş yolculuğundan önce kaşık kaşık kahve yemeye çalışmıştım haliyle... O da lanet birşey, büyüdükçe büyüyor insanın ağzının içinde...


Daha yeter.. Oradan da güneye gitmenin bir alemi yok... Zaten bir hafta oldu.. Artık geri dönüp Marmaris'de bir hafta yatıp dinlenmek lazım...

Gece vakti Ortaköy'den Taksim'e yürümek lazım...

Sabaha karşı burada, Silivri'nin kenarında dolunaya bakmak lazım...

Bir gece Kapaklı'da Ayı'nın Yeri'nde et yiyip içip içip dostlarla sohbet etmek lazım...

Önce işleri bitirmek lazım...

şehrazad
06-30-2005, 01:03
Anlattığın yerler bir bir gözümün önünde canlandı ve hepsine gitmek istedim.
Yalnız eskiden Marmaris'i çok sevmeme rağmen son gidişimden sonra bir hafta orada kalma fikrine pek sıcak bakmıyorum. Herhalde içinde kalmak yanlış bir karardı. Selimiye'yi çok methediyorlar, merak ediyorum.
Fethiye'yi görmek kısmet olmadı. Ya çok pahalı tatil köyleri var ya da denize uzak kendi plajı olmayan oteller. Makul biryer tavsiye edebilir misiniz?

Yoda
06-30-2005, 14:05
Valla Fethiye konusunda bende aynı düşüncelere sahibim .

İnternet siteleri bu konuda çok yapay kalıyor.Bir tavsiye çok iyi olur.

Böylece yorgunluğumuzda gider uyuruz belki de :zzz: