Orijinalini görmek için tıklayınız : İnternet bağımlılarına klinik
İlk olarak ABD'de açılan bilgisayar ve internet bağımlılığı kliniklerinin sayısı Avrupa ve Uzakdoğu'daki örnekleriyle çoğalıyor. Çin de klinik sahibi ülkeler arasındaki yerini aldı
100 milyon kullanıcıyla ABD'den sonraki en kalabalık internet nüfusuna sahip Çin'de bu sene açılan 'internet bağımlılığı kliniği' ekrana bağımlı hale gelen küçük yaştaki bedenleri 'arındırmaya' çalışıyor. Ülkedeki ekonomik refahın artmasına paralel olarak yaygınlaşan bilgisayar ve internet, beraberinde kendine tutkun bir kitleyi de yaratmış. Devlet politikası olarak eğitim ve iş amacıyla bir yandan teşvik edilen internet diğer yandan yoğun bir sansür ve denetim mekanizması içinde işliyor. Çoğu ruhsatsız faaliyet gösteren internet kafelere yapılan baskınlarda şu ana kadar binlerce kişi hapse gönderildi.
İntihar ve cinayete meyilli
Klinikte tedavi gören ilk grup çocuklarınn tamamı internetteki diğer kullanıcılarla birlikte oyun oynamak ya da sohbet etmek yüzünden okulu yarıda bırakanlardan seçilmiş. Kliniğin yöneticisi Dr. Tao Ran, 14-24 yaş arasındaki bu 'bağımlı' çocukların depresyon, panik atak, insanlarla iletişime girmede korku ve isteksizlik gibi ortak sıkıntıları paylaştığına dikkat çekiyor. Oyun ve internet bağımlısı çocukların bir kısmınınsa cinayet ve intihara meyilli olduğu anlaşılmış. Uzmanlar bunu eyleme dönüştüren çok sayıda çocuk olduğunu da hatırlatıyor. Hemen hepsi uykusuzluğa bağlı olarak sosyal yaşamdan kopmuş ve aşırı kilo kaybı yaşamış. Hatta bazıların yemeklerini bile sadece bilgisayar başında yiyebildiği ortaya çıkmış.
Kaynak:www.radikal.com.tr
Bugün Radikal gazetesinde de "onlinekolik"lerle ilgili bir haber var.
"AA - NEW YORK - ABD'de sayıları 189 milyona yaklaşan internet kullanıcılarının 10'da 6'sı, alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı kadar yıkıcı derecede internet bağımlısı haline gelmiş. Bu durumdaki Amerikalılar tedavi için psikiyatri kliniklerine yatıyor.
New York Times gazetesinde yer alan habere göre, New York'ta 'Internet/Bilgisayar Bağımlılık Hizmetleri' adı altında bir klinik işleten psikiyatr Hilarie Cash, hastaları 'onlinekolik' olarak tanımlıyor. Ancak habere göre internet bağımlılığı, psikiyatri uzmanlarını bölmüş durumda. Bazı uzmanlar aşırı internet kullanımının klasik akıl hastalıkları ile aynı kefeye konulmasına karşı çıkarken, bu bağımlılığın bir moda hastalık olduğu görüşünü savunuyor.
Bağımlılık teşhisine destek veren uzmanlar ise saplantılı internet kullanıcılarının sanal ortamda kumar ya da pornografi bağımlısı haline de gelebildiklerini söylüyor. İnternet bağımlılarının sörf yaparak, hisse senetleri takibi yaparak ya da sohbet ederek her gün saatler boyunca internette vakit harcadıklarını kaydeden uzmanlar, internete aşırı bağımlı olanların bunalıma da girdiklerini belirtiyor.
ABD'de bu konuda ilk merkez 1994 yılında Bradford kentinde 'Online Bağımlılık Merkezi' adı altında kurulmuş. Merkezin kurucusu Dr. Kimberly S. Young, sanal eşlerini kaybeden 'sanal dullar' konusunda uzman bir araştırmacı haline gelmiş."
Baksanıza biz uyku laboratuvarına yatacak cesaret ve parayı bulamazken adamlar internet bağımlısıyım diye kliniğe yatıyor. Gelişmiş ülke farkı bu olsa gerek :tiphat:
Bugün Serdar Kuzuoğlu'nun Radikal gazetesindeki yazısının başlığı "internet bağımlısı olabilir misiniz?"
Trt 2'nin bile ayarlanmasının olay olduğu (komşulara ayarlayıp güzel harçlıklar kazanmış :res: ), kablolu yayın için S bandı takılması gerektiği zamanlardan bahsedip çok güzel nostalji yapmış ama benim asıl hoşuma giden kısmı internet bağımlılığı ile ilgili olan kısım:
"Her geçen gün istesek de istemesek de teknoloji adlı 'yeni çağ dini' ile daha fazla haşır neşir oluyoruz. Tamamen kontrol dışı. Kapıdan kovsanız, bacadan giriyor. Kimileri işin ruhunu yok ettiğini düşünse de ben yine de havale yapmak için bankanın etrafında park yeri aramak, numara almak, suratsız banka memurlarına laf anlatmak zorunda kalmadığım için mutluyum. Mektup yazmak istediğim zaman postaneye gitmek zorunda kalmadığım için, işten eve dönerken trafiğin durumunu web kameralarından kontrol edebildiğim için, yurtdışındayken evimi internetten arayıp bedava konuşabildiğim için, otobüse bineceğim zaman gideceğim yer için hangi semtte hangi numaralı hatta binmem gerektiğini öğrenebildiğim için de...
Elbette bir de 'bağımlılık' hali var. Kendim için tam olarak teşhis koyabilmiş değilim. Çünkü bir siteyi, cihazı, oyunu keyif verdiği için mi yoksa işim gereği araştırıp, bulmam, bilmem gerektiği için mi kurcaladığımı giderek ayırt edemez hale geldim. Merak eden için işte internet bağımlılığı belirtileri:
1- Tatmin olmak için belirgin bir şekilde artan süreyle internete bağlı kalmak. (..!)
2- İnternette ne olup bittiği takıntısından sürekli bağlanmak istemek. (Evet)
3- İnternet hakkında hayaller kurmak. (Bunun için maaş alıyorum.)
4- İnternette işi bittiği halde yeni meşgale aramak. (Bu sayfa nasıl doluyor dersiniz?)
5- Daha az kullanmak için isteğe sahip olmak ancak başaramamak. (...)
6- İnternette daha fazla vakit geçirebilmek için alışveriş, aile ziyaret gibi sorumluluklarını da oraya taşımak. (Ne diyordu bu adam bir paragraf önce?) "
Serdar Kuzuoğlu ya da bizler kliniğe yatar mıyız bilmem ama hepimiz internet bağımlısıyız herhalde öyle değil mi?
Bağımlı mıyız bilemiyorum ama e-kolay.net'te bugün okuduğum yazıda dediği gibi "internetle fazla yakınlaştığımız" kesin :seytan
Bakın neler diyor:
Ege Üniversitesi'nde, alışveriş, kumar, madde, alkol gibi bağımlılıkların yer aldığı yüksek lisans ders programına, internet bağımlılığının da girdiğini belirten Prof. Dr. Coşkunol, bu konuda ülke ve dünyada çok yaygın çalışmaların bulunduğuna işaret etti.
İnternet bağımlılığının özellikle gençler ve sorunlu olabilecek insanlarda daha yaygın olarak görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, "Gençler arayış içinde kendilerine bu şekilde bir kimlik buluyorlar. Ama bu zahiri bir kimlik. Bu sorun özellikle arkadaşlık ilişkileri, kimlik organizasyonları olmayan gençler arasında daha fazla yaygın" dedi.
Kişilerin sosyal ve mesleki işlerini etkilemesi, buna engel olamaması ya da bu aktivitesinin sıkıntı yaratmasının, bağımlılığın işaretleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, "Bunun sorun haline geldiğinin belirtisi, kesme noktasında kişide kontrolün kalmamasıdır. Bu durum ciddi tedavi edilmesi gereken bir sorun haline gelebilmektedir. Öyle hastalarım var ki, 48 saat boyunca kesintisiz bilgisayar başında kalmaktadır" dedi.
Prof. Dr. Coşkunol, şunları kaydetti:
"Elbette bu duruma eşlik eden depresyon, sıkıntı ya da şizofrenik bozukluklar da olabiliyor. Kişi çok sıkıntılı ve huzursuz olabiliyor. Bu sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak için internet kullanımı bir yöntem haline gelebiliyor. Örneğin alkol, alışveriş veya kumar yerine ucuz ve kolay olması nedeniyle internet tercih edilebiliyor. Bağımlılığın mantığı da budur."
İnternet bağımlılığının ayrı tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak değerlendirilmesinin söz konusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, "Bugün birçok psikiyatrist, bunun, bağımlılıklar kümesi içinde ele alınması gereken bir hastalık olarak ele alınması konusunda fikir birliği içinde" dedi.
Çocukları internet kullanımı konusunda denetlemek için ailelere önemli görevler düştüğüne işaret eden Prof. Dr. Coşkunol, bilgisayarın evde herkesin görebileceği bir yere konulması, internete giriş saatlerinin sınırlandırılması ve ebeveynlerin yasal olmayan sitelerin açılmasını engelleyen program kullanmasını çözüm önerileri olarak sıraladı.
Alınan bilgiye göre, internet bağımlılığı kavramı ilk olarak 1995 yılında New Yorklu bir psikiyatrist olan Ivan Goldberg tarafından ortaya atıldı, ancak bilimsel anlamda tartışmalar Pittsburgh Üniversitesinden Kimberly Young'ın çalışmasıyla başladı.
Kendi istekleriyle çalışmaya katılan 496 internet kullanıcısını inceleyen Dr. Young, bunlardan 396'sının bağımlılık kalıplarına uygun çıktığını belirledi.
Kaynak: www.e-kolay.net
Bugün yahoo.com'da yine internet bağımlılığı ile ilgili bir yazı vardı.
Siz de bağımlı mısınız acaba; aşağıdaki listedeki soruları bir kendinize sorun bakalım:
1- İnternete bağlı olarak geçirdiğiniz süre hakkında yalan söylüyor musunuz?
2- Fiziksel aktivitelerinizde ve sosyal yaşantınızda bir azalma var mı?
3- İnternette daha fazla vakit geçirebilmek için evdeki, işteki ya da okuldaki görevlerinizi ihmal ediyor musunuz?
4- Bilgisayar ekipmanı ya da internet aktiviteleri için çok fazla para harcıyor musunuz?
5- Bilgisayardan uzak olduğunuz zamanlarda tekrar internete bağlanmak için sürekli bir istek duyuyor musunuz?
6- Gerçek hayattaki sorunlarınızdan kaçmak, uzaklaşmak için mi internete bağlanıyorsunuz?
7- Bütün gün bilgisayar başında olmanın getirdiği duygusal ya da fiziksel problemleri görmezden geliyor musunuz?
8- Problemi tamamen red ediyor musunuz?
Hadi lütfen kendinize karşı dürüst olun ve gerçek dünya, gerçek arkadaşlar ve aileye her gün yeterli zaman ayırıyor musunuz bir düşünün.
Yazının orjinali için şu linke tıklayabilirsiniz:
http://tech.yahoo.com/blogs/hughes/6574
Yaşasın artık bizim de "internet bağımlılığı kliniğimiz var :wasntme-s
"Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri Şefi Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, teknolojinin getirdiği yeni bağımlılık türlerinden "internet bağımlılığının"' en çok gençler ve 18-35 yaş arası erkeklerde görüldüğünü bildirdi.
Beyazyürek, son bir yıldır polikliniğe gelen hastalarda bir farklılık gözlemlediklerini ve bu nedenle de internet bağımlılığı kliniğini açtıklarını belirtti. ''Çocuğum okuldan geliyor evde odasına kapanıyor, dışarı çıkmıyor. Acaba uyuşturucu mu kullanıyor ya da bir akıl hastalığı mı var?'' kuşkusuyla anneleri tarafından getirilen çocuklarla yaptıkları görüşmelerde, odaya kapanmanın sebebinin ''internet'' olduğunu tespit ettiklerini belirten Beyazyürek, şöyle konuştu:
''Bu tür vakaları sıkça görmeye başladık. Bunun yanı sıra bir başka şeyi de karı-koca arasında gördük. Daha önce çiftler 'kocam bana bağırdı, beni dövdü, karımın dırdırından yıldım' gibi şikayetlerle gelirken, bu şikayetler 'kocam işten geliyor, yemek yemeden doğru internetin başına geçiyor' şeklinde olmaya başladı. Bu nedenle böyle bir klinik açma ihtiyacı hissettik. Artık gelen hastalarımıza sorunu ne olursa olsun, 'internet kullanıyor musun ve ne kadar süre geçiriyorsun?' şeklinde bir soru sormaya başladık.''
Rahatsızlıklar
Beyazyürek, internette saatlerce kalkmamanın psikolojik, sosyal, ekonomik ve omurga bozukluklarından, beslenmeye kadar birçok organik bozukluğa yol açtığını vurgulayarak, ''İnternetin başında uzun süre kalanlarda en çok kaygı bozuklukları ve depresyon görülüyor. İnsanın bedensel ve sosyal kadar bir de psikolojik yapısı var. O psikolojik yapının beslenmesi lazım. Sanal bir ortamın bunu beslemesi mümkün değil'' dedi.
Bir kişiye ''internet bağımlısı'' demek için bir takım kriterler gerektiğini kaydeden Mansur Beyazyürek, şunları kaydetti:
Eğer kişi sosyal, psikolojik ve organik yapısı olumsuz etkilendiği halde, internetin başından ayrılamıyorsa 'bağımlı' demektir. Kişi okuluna gidemiyor veya geç gidiyorsa, derslerinde bir düşüş varsa, omurga şikayetleri başlamışsa, beslenme alışkanlıkları değişmişse, bilgisayarın başından onu kaldırdığınızda sinirli ve gergin oluyorsa, bu kişinin internetle bir sorunu var demektir. Ancak işi icabı uzun bir süreyi internet başında geçirenleri bunlardan ayırmak lazım.
Prof. Dr. Beyazyürek, artık internette bile ''internet bağımlığı ve tedavi yöntemlerine'' ilişkin siteler bulunduğuna dikkat çekerek, bunu ''ironi'' olarak nitelendirdi.
Ev kadınlarına dikkat
Beyazyürek, yaklaşık bir yıl önce açılan internet bağımlılığı kliniğinde bugüne kadar 200'ün üzerinde internetle sorunu olan insana yardımcı olmaya çalıştıklarını ifade ederek, ''İnternet bağımlığı en çok gençler ve erkeklerde, özellikle de 18-35 yaş arası erkeklerde daha fazla görülüyor. Bizim hastalarımızın da yüzde 70'ini bu grup oluşturdu. Ancak bilmediğimiz ve bize yansımayan çok ciddi bir grup olduğunu da tahmin ediyoruz. Kadınlara da dikkat... Ev kadınları da yavaş yavaş bu işin içine giriyor'' dedi.
Gençlerde bu durumun daha tehlikeli olduğunu kaydeden Beyazyürek, ''Kişilik ve ruhsal yapısı olgunlaşmaya, değişime uğramaya başladığı ve şekillendiği bir dönemde sanal alemle bu kadar sıkı-fıkı olması, gençlerde gelecekte çok ciddi ruhsal sorunlara yol açabilir'' diye konuştu.
Beyazyürek, özellikle aile ilişkileri bozuk olan erkeklerin de interneti bir kaçış yolu olarak gördüğünü dile getirdi.
Tedavi ve öneriler
İnternet bağımlılarını da diğer bağımlılar gibi ele aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, ''Önce hangi sitelere girdikleri ve burada ne kadar saat geçirdiklerini tespit ediyoruz. Daha sonra internette kalma sürelerini yavaş yavaş azaltıyoruz. Eğer bir psikolojik sorun yaşıyorsa yanına da ilaç tedavisi ekliyoruz'' dedi.
Beyazyürek, ailelerden 10 yaşından önce çocuklarını bilgisayar başına oturtmamalarını da isteyerek, şu önerilerde bulundu:
''Çocuğunuzun bilgisayar başında geçirdiği süreyi, okuldaki durumunu, arkadaşlarını, arkadaşlarıyla ilişkilerini, evin dışında geçirdiği hayat içinde bilgisayarın ne kadar yer aldığını, sosyal olaylarla ne kadar ilgilendiğini mutlaka gözleyin. Eğer bunlardan uzaklaşıyorsa arkadaş ilişkilerinden kopmuşsa ve bunların üzerine bilgisayarı koymuşsa hiç vakit geçirmeden bir profesyonele danışın.''
Kaynak: http://www.netbul.com/sicakhaber/sicakhaberdisp.asp?id=286847
vBulletin v3.5.3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.