Kafka
10-12-2005, 12:27
# 1925’te Menemen’de doğdu. 16 yaşında, bir kıza Nazım Hikmet şiiri gönderdiği için tutuklandı.
# 1946’da amcasının kendisinden habersiz gönderdiği “Cebbaroğlu Mehemmed” adlı şiirle CHP Şiir Yarışmasında ikinci oldu. Aynı yarışmada Cahit Sıtkı birinci, Fazıl Hüsnü üçüncü olmuştu.
# İlk şiir kitabı ‘Duvar’ı 1948’de kendi imkanlarıyla yayımlandı.
# 1949’da Paris’e gitti. Türkiye’ye döndüğünde başı sık sık polisle derde girdi. 1951’de bir yazısı nedeniyle kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti.
# 50’li yılları İstanbul-İzmir-Paris hattında geçirdi. Artık bütün Türkiye’de tanınan bir şairdi.
# Vatan Gazetesi’nde sinema eleştirileri, Demokrat İzmir’de başyazarlık yaptı. Milliyet, Güneş ve Meydan’da çalıştı. 1996’dan bu yana Cumhuriyet’te yazıyordu. Önceki gün hastalığı dolayısıyla yazmayı bıraktığını açıkladı.
# Eserlerinden bazıları: Duvar, Sisler Bulvarı, Ben Sana Mecburum, Böyle Bir Sevmek, Ayrılık Sevdaya Dahil (şiir); Kurtlar Sofrası, Haco Hanım Vay, Yaraya Tuz Basmak (roman); Hangi Sol, Hangi Atatürk, Faşizmin Ayak Sesleri, Batı’nın Deli Gömleği (deneme)
Unutulmayacak o kadar çok şiiri var ki... Sevdiğim iki şiiri aşağıda:
BÖYLE BİR SEVMEK (NE KADINLAR SEVDİM)
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.
Ben Sana Mecburum
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını ***ürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
# 1946’da amcasının kendisinden habersiz gönderdiği “Cebbaroğlu Mehemmed” adlı şiirle CHP Şiir Yarışmasında ikinci oldu. Aynı yarışmada Cahit Sıtkı birinci, Fazıl Hüsnü üçüncü olmuştu.
# İlk şiir kitabı ‘Duvar’ı 1948’de kendi imkanlarıyla yayımlandı.
# 1949’da Paris’e gitti. Türkiye’ye döndüğünde başı sık sık polisle derde girdi. 1951’de bir yazısı nedeniyle kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti.
# 50’li yılları İstanbul-İzmir-Paris hattında geçirdi. Artık bütün Türkiye’de tanınan bir şairdi.
# Vatan Gazetesi’nde sinema eleştirileri, Demokrat İzmir’de başyazarlık yaptı. Milliyet, Güneş ve Meydan’da çalıştı. 1996’dan bu yana Cumhuriyet’te yazıyordu. Önceki gün hastalığı dolayısıyla yazmayı bıraktığını açıkladı.
# Eserlerinden bazıları: Duvar, Sisler Bulvarı, Ben Sana Mecburum, Böyle Bir Sevmek, Ayrılık Sevdaya Dahil (şiir); Kurtlar Sofrası, Haco Hanım Vay, Yaraya Tuz Basmak (roman); Hangi Sol, Hangi Atatürk, Faşizmin Ayak Sesleri, Batı’nın Deli Gömleği (deneme)
Unutulmayacak o kadar çok şiiri var ki... Sevdiğim iki şiiri aşağıda:
BÖYLE BİR SEVMEK (NE KADINLAR SEVDİM)
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.
Ben Sana Mecburum
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını ***ürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..