PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Babam ve Oğlum


Kafka
11-30-2005, 12:57
Filmi henüz görmediyseniz muhakkak görün. Görenler görmeyenlere böyle dedikleri için normalde ikinci hafta düşen hasılat, ikinci haftanın ilk üç gününde ilk haftayı geçmiş. Evet herkes ağlıyor ama insanı ağlarken de güldürmeyi başarmış Çağan Irmak. Oyuncuların performansı ise muhteşem. Neredeyde tüm köşe yazarları bu konuda bir şeyler yazdılar ama Gülse Birsel'in yazısı benim çok hoşuma gitti:

Ne yaptın bize Çağan Irmak?!
Evde hazırlanıyorum. Çağan Irmak'ın filmi 'Babam ve Oğlum'un galasına
gitmek üzere. Zarif eşim Ankara'dan arıyor: "Gülse, gazetecilere
gösterim yapılmış, filmde çok ağlamışlar, haberin olsun!" Ben? Filmde ağlamak?
Pöh!
"Eee zannetmiyorum ağlayacağımı, hehe. Murat, nasıl söylesem, ben
artık filmlere daha profesyonelce bakıyorum. Bir nevi mesleki deformasyon.
Oyunculuğa, senaryoya, yönetmenliğe kayıyor dikkatim. Hikayenin içine
giremiyorum! Ben de senarist ve oyuncu olduğum için, normal seyirci
tepkileri veremiyorum! Anlatabiliyor muyum?" gibi uzun ukalalıklar
yapıyorum. "Ben söylemiş olayım da..." diyor zarif eşim. Özenip
profesyonel makyaj yaptırmışım. Böyle zehir yeşilleri gözümün üstünde ton sür ton, kül renginden siyaha giden bir gölge kirpik diplerinde, sedefli
bejler iç kısımlarda! Sanat yapılmış gözüme resmen! Galaya gidiyorum. Resimler
çekiliyor, sohbetler ediliyor. Kadınların hepsi en az benim kadar
süslü.
Işıl ışıl yanıyorlar. Ah ben nereden bileyim böyle olacağını! Salona
girip oturuyoruz. Sol yanımda Hale Caneroğlu, sağ yanımda Levent Üzümcü,
onun yanında eşi Ebru. 'Avrupa Yakası' ekibi olarak, bize yakışır bir neşe
ve hayhuy içinde filmi seyretmeye başlıyoruz. Baammmm! Dakika bir! Levent
ve Ebru burunlarını çekmeye başlıyorlar! Dakika bir mecazi değil,
gerçekten jenerikten itibaren bir dakika geçmiş! Dakika üç, Hale gözlerini
silmeye başlıyor! 'Babam ve Oğlum' tokat gibi başlıyor, buz kesiyoruz! Yarım
saat sonra aynı ekip, birbirine vura vura, kahkahalarla gülüyor! Bir yarım
saat sonra, bütün salonla birlikte Gülse Birsel ağlıyor! Bir yarım saat
daha sonra, Levent, Ebru, Hale ve bendeniz hıçkırıklar içinde birbirimize
kağıt mendil soruyoruz. Salonda artık hıçkırma değil, 'böğürerek' ağlayanlar
var!
Benim sanatsal göz makyajı, topak topak çamura dönüşmüş ve yanak
nahiyesinde birikmiş! Ağla ağla ağla, bitmişiz! Bu esnada tam ağlarken
Çağan Irmak öyle bir durum kuruveriyor ki, aniden gülmeye başlıyoruz.
Daha doğrusu tam olarak ne yaptığımıza karar vermiş değiliz. Şu kesin,
sinirlerimiz laçka! 'Babam ve Oğlum', şimdiye kadar seyrettiğiniz
filmlerin arasında, en çok etkilendiklerinizden biri olacak. Bizden karakterler,
her ailenin yaşadığı hikayeler ve en önemlisi aynı gerçek hayat gibi dev
üzüntülerle, dev kahkahaların iç içe olduğu durumlar! Ege'liyseniz
film sizinle konuşacak... Kayıplar yaşadıysanız, film sizinle konuşacak...
Aileniz varsa, film sizinle konuşacak... İnsansanız, film sizinle
konuşacak! Çağan Irmak, tek kelimeyle 'sinema' yapmış! Oyuncuların
hepsi zaten ayrı ayrı bir köşe yazısı konusu. Eğer yeteri kadar dayanıklı
hissedersem kendimi, sadece oyunculukları izleyip bir şeyler kapmak
için filmi tekrar tekrar seyretmeyi planlıyorum. Ama Hümeyra ve Çetin
Tekindor'un önünde saygıyla eğilmek, Fikret Kuşkan, Yetkin Dikiciler
ve Binnur Kaya'nın ellerini hararetle sıkmak isterim yaş itibariyle!
Film bitmiş, fuayede bekliyoruz. O çiçek gibi kadınların hepsi ağlamaktan
birer kurbağa olmuş; ben başta! Öteki salondan kırmızı gözlerle çıkan Şenay
Gürler'i ve arabada bile alkışladığımız Hümeyra'yı da alıp bir şeyler
içmeye gidiyoruz. Muhabbet, haha-hihi, dedikodu. "Ne filmdi yahu"dan,
"Hani babanın size hastalığı açıkladığı sahnede...", "Resim çektirdiğiniz
anda hani bir baktınız ya..." derken... Yine ağlamalar başlıyor Smyrna
Cafe'nin ortasında! Ne yaptın bize Çağan Irmak?!

Tanis
12-05-2005, 16:34
Bu filmi o kadar çok kişi yazdi çizdi ki korkuyorum gitmeye.
Hele yukardaki yazıların üstüne Hıncal Uluç ben ağlamadım diye yazı yazıp polemik yaptı ki artık hiç gidesim yok nedense