PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği


Kafka
02-13-2006, 00:54
Haftasonunda cnbc-e filmini verdi. Daniel Day Lewis'e rağmen seyredemedim, hoşuma gitmedi, ama yıllar sonra tekrar kitabını okumaya başladım ve Milan Kundera'nın en iyi yazdığı kitaplardan biri olduğuna tekrar karar verdim. Tomas, Tereza ve Sabina üçlüsü o kadar gerçek ki.

Bir de ilk okuyuşumda Kundera'nın hafiflik, ağırlık, ilişkiler, tesadüfler, aşk... hakkında yazdıklarına o kadar kafa yormuşum ki uyku ve rüyaların ne kadar fazla yer kapladığı aklımda kalmamış. Tereza'nın rüyaları Tomas'la ikisinin ilişkisini yönetiyor, yönlendiriyor, ışık tutuyor.

Hatta kitabın 16. bölüm, 67. sayfasını belki de rüyalar bölümümüze almalıyız:

"...Rüyalar oldukça ayrıntılı ama aynı zamanda çok da güzeldiler. Freud rüya kuramında bu noktayı gözden kaçırmış anlaşılan. Rüya görmek sadece bir iletişim (ya da şifreli iletişim diyelim isterseniz) edimi değildir; aynı zamanda estetik bir etkinlik, bir imgelem oyunu, kendi başına değeri olan bir oyundur. Rüyalarımız bize düş kurmanın -olmayan şeylerin rüyasını görmenin- insanlığın en köklü gereksinimleri arasında olduğunu kanıtlar. Tehlike buradadır işte. Rüyalar güzel olmasa, çarçabuk unutulurlardı. Oysa Tereza tekrar tekrar rüyalarına dönüyor, zihninde onları gözden geçiriyor, efsanelere dönüştürüyordu. Tomas, Tereza'nın rüyalarının eziyet dolu güzelliğinden yayılan büyünün tutsağı olarak yaşıyordu sanki."

Kafka
02-16-2006, 01:14
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğinde Tomas şu sonuca varıyor:

"Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek bir tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan bir duygu).

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?