PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Horlama


Tanis
03-17-2005, 04:09
Horlama sadece yetersiz hava almakla mı ilgili yoksa kilo fazlası ile de ilgisi var mı acaba ?

Kafka
03-17-2005, 10:04
Şiddetli ve sürekli horlama, obstrüktif uyku-apne sendromu olarak isimlendirilen ve hayati tehlike oluşturan hastalığın en önemli belirtisidir.

Horlama bazıları için şaka kaynağı, gülünç bir olay olarak görülse de, gece yarısı horlayan biri nedeniyle uykusu kaçan insanlar tarafından hiç eğlenceli bulunmamaktadır.

Horlama uykuda solunumun bozuk olduğunun önemli bir habercisidir. Zira, daralan hava yolundan nefes almak için organizma aşırı bir güç harcamakta ve dar bir pasajdan geçen hava horlama sesine neden olmaktadır.

Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmalarda horlama erişkinlerin %10 - 30 unda saptanmıştır. Türkiye'de yapılan araştırmalarda bu rakamın % 26 olduğunu bilmekteyiz. Bilinen başka bir gerçekte her 100 kişiden en az beşinin sadece horlamakla kalmayıp, aynı zamanda uykuda apnelerinin (solunum durması) olduğudur. Aşırı horlaması olan, aşırı kilolu, orta yaşlı erkeklerde uyku-apne sendromunun varolma şansı daha da artmaktadır.

Obstrüktif uyku-apne sendromu olan hastalar gece düzenli nefes alamazlar, bunun sonucu olarak dokulara yeterli oksijen taşınamaz, ertesi gün yorgun ve uykulu olurlar. Apnelerin varlığı hipertansiyon, kalp yetmezliği, kalp krizi ve felç gibi hastalıklara neden olabilmektedir.

Bu nedenle şiddetli ve sürekli horlaması olanların uyku bozuklukları merkezlerine başvurup, gerekli testlerden geçmeleri gerekmektedir.

Uyarıcı belirtiler:

Horlama bazen yan odalardan hatta komşulardan duyulabilecek şiddette olabilir. Horlamanın kısa aralıklarla kesilmesi ve ardından derin ve gürültülü bir sesle tekrar nefes almaya başlanması gece içinde apnelerin varlığını düşündürmelidir. Bazı hastalarda solunum durmaları gecede 300-400 kez tekrarlamakta ve uykunun 3/4 ünde nefessiz kalınabilmektedir. Bu aynı zamanda uykunun gecede 300-400 kez bölündüğünün ifadesidir ki hastalar çoğu kez bu uyanıklıkların farkına varamamaktadırlar. Ancak böyle kalitesiz bir uyku ertesi gün yorgunluk ve uykululuğa sebep olmaktadır.

Uykuda solunum durmasının nedenleri:

Uyku sırasında tüm kaslar gibi solunum kasları da gevşemektedir. Normal insanlarda herhangi bir probleme sebep olmayan bu gevşeme, bazı hastalarda sebebi bilinmeyen nedenlerle daha belirgindir ve bu gevşeme solunumu zorlaştırır ve uykuyu tehlikeye dönüştürür.

Aşırı kilo, uygunsuz boğaz, burun, ağız ve çene yapısı solunum yolunu daha dar hale getirir, uyku sırasındaki gevşemenin de etkisi ile solunum yolu kapanır ve apne oluşur.

Ancak yukarıdaki faktörler yinede tek başlarına solunum durmasına sebep olmamakta, uykuda solunum kontrolünü sağlayan beyin merkezlerinin de bu problemde bugün için tam olarak bilinmeyen bir rolü olduğu düşünülmektedir.

Kaynak: www.tsrs.org.tr (Türk Uyku Araştırmaları Derneği)

Yoda
03-18-2005, 11:47
Atv'de bu konuda yapılan haber gerçekten çok ilginçti.Uyku merkezlerinde tam kontrol altında görüntülediler.Gerçekten çok ilginçti.

insomnia
03-19-2005, 21:34
Peki tedavisi nasil oluyormus?

Kafka
03-21-2005, 10:45
Tedavi hakkında bulduğum bilgiler, bunlar sırf horlamayı değil ilerlemiş hali ve daha tehlikeli olan uyku apnesini kapsıyor:

Genel önlemler:

- Kilo verme: Hastalığın kilo alma ile birlikte ortaya çıktığı düşünülürse ve çoğunlukla şişman erkeklerde olduğu göz önüne alınırsa kilo vermenin tedavideki rolü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bazen 5-6 kg. vermekle belirtiler hafifleyebilmektedir Ancak hastalığın ilerlemiş formlarında metabolizma bozukluklarına sebep olarak kilo vermeyi imkansız hale getirdiği, birçok hastanın aşırı gayretlerine rağmen kilo veremedikleri, kilo verseler bile bu kiloyu koruyamadıkları saptanmıştır.

- Alkol: Yatmadan önceki saatlerde alınan alkolün uykuda apnelerin daha sık ve uzun süreli olarak ortaya çıkmasına neden olduğu bilinmektedir. Alkol bu hastalarda uykuda ani ölümlere sebep olduğundan akşam saatlerinde alınmamalıdır.

- Uyku ilaçları: Uyku ilaçları da alkole benzer bir etki ile solunum merkezini baskı altına almakta ve apnelerin uzamasına neden olmaktadır. Son zamanlarda solunumu etkilemeyen uyku ilaçları piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle uyku ilaçlarına ihtiyaç duyuluyorsa mutlaka hekim kontrolünde alınmalıdır.

- Pozisyon: Bazı hastalarda horlama ve/veya solunum durmaları sadece sırtüstü yatarken ortaya çıkmaktadır. Bu hastalarda sırta konulan yastıklar veya pijamaya yerleştirilen tenis topu hastanın sırtüstü yatmasını engelleyebilmekte ve uykuda solunum problemlerini çözebilmektedir.

- Burun tıkanıklıkları: Burun tıkanıklığına sebep olan patolojiler horlamayı % 10-15 oranında artırmaktadır. Bu tıkanıklıklara yönelik tedaviler horlama ve uykuda solunum düzensizliklerini bir miktar azaltacaktır. Ancak burun tkanıklıklarının giderilmesinin horlamayı ortadan kaldırmayacağı da unutulmamalıdır.

Kesin önlemler:

- CPAP (Devamlı pozitif basınçlı hava):

Obstrüktif uyku-apne sendromunun en etkili ve kesin tedavi yöntemidir. Bu tedavi ile horlama, uykuda solunum durmaları ve bunların sebep olduğu kısa ve uzun dönemli problemler tamamen ortadan kalkmaktadır.

Temelde basıncı ayarlanabilen bir hava kompresörü aracılığı ile burundan basınçlı hava verilmekte, ağız içinde oluşan pozitif basınç, uyku sırasında hava yolunun gevşemesine ve tıkanmasına engel olmaktadır. Bu tedavi için hastanın uyku laboratuarında bvir gece daha yatması, bu sırada uygun basıncın ayarlanması ve hastanın cihazı tolere edip edemeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Cihazı deneyen hastaların yaklaşık % 70 i bu tedaviyi kabul edip sürdürdükleri halde % 30 u cihazın kullanımını zor bulmakta, bir kısmıda maddi nedenlerle cihazı alamamaktadır.

- Ağız içi cihazlar:

Ağıza uygulanan ve çok çeşitli tip ve boyutta olan bu cihazlar özellikle çok sayıda solunum durması olmayan, hafif şiddette uyku-apne sendromlarında etkili ve faydalı olamaktadır.

Cerrahi yöntemler:

KBB muayenesinde burun-boğaz yapısında anormallikler saptanan hastalara uygulanmaktadır. Hava yolunu daraltan problemin ki, çoğunlukla bu küçük dil ve/veya bademciklerdir, giderilmesine yöneliktir. Bazı özel merkezlerde çene yapısındaki bozukluklara yönelik girişimlerde yapılmaktadır.

Pratikte UPPP(uvulo-palato-faringoplasti) denen ve dil arkasında hava yolunun genişletilmesine yönelik operasyon en sık uygulanan cerrahi yöntemdir. Son zamanlarda lazerle de yapılabilen bu operasyon ile sendromun tedavisinde % 50 başarı sağlanmaktadır. İleri düzeyde horlama ve apneleri olan hastalar bu yöntemden sınırlı oranda faydalanabilmekte, bazı hastalarda ise başlangıçta sağlanan iyilik 6 ay ile 2 senelik bir süre sonunda kaybolmakta ve hastalık belirtileri tekrarlayabilmektedir.

-Oksijen tedavisi:

Obstrüktif uyku-apne sendromunun ileri dönemlerinde kalp ve akciğerlere ait komplikasyonlar ortaya çıktığında CPAP tedavisine eklenerek kullanılabilmektedir.

- İlaç tedavisi:

Uyku-apne sendromunun tedavisinde birçok ilaç denenmişse de bunların hiçbiri etkili olmamıştır.



Kaynak:www.tsrs.org.tr

Tanis
03-29-2005, 01:02
Birde apne olabilmesi için nefesin uyku esnasında 10 saniye ve daha fazla kesilmesi gerekiyormuş.

Ne kadar uzun bir zaman değilmi ?

Ayrıca solunum yavaşlamasının ismi ise Hipopne imiş.

Bir noktaya takıldım.10 saniye nefes kesilmesinden söz ettiğimize göre sanırım horlama ve apne ayrı şeyler




:wasntme-s