Orijinalini görmek için tıklayınız : Stresi kendimiz yaratıyoruz
Gelecekle ilgili olumsuz senaryolar yaratmak stres düzeyini arttırarak cinsel isteksizlik ve uykusuzluğa neden oluyor.
Psikiyatrist Rabia Ay, insanların çoğu kez stresi kendi kendilerine yarattıklarını belirterek, “Olumsuz kaygılar strese neden oluyor” dedi.
Eskişehir'de, Sağlık Müdürlüğü'nce, Büyükşehir Belediyesi Taşbaşı Kültür Merkezi’nde, 'Stresle başa çıkma’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Eskişehir Devlet Hastanesi psikiyatri uzmanlarından Dr. Rabia Ay katıldı.
Dr. Rabia Ay, stresi çoğu kez insanların kendilerinin yarattığını belirterek, “Oğlum askere gitti şehit düşer mi? Deprem olursa evim yıkılır mı? gibi, insanlar kendi beyinlerinde olumsuz senaryolar yaratıyor. Bu senaryolardan kaygılar çıkıyor. Stresi çoğu kez biz kendimiz yaratıyoruz. Sınavlara hazırlanan bir öğrenci doğal olarak streslidir. Az stres kişileri motive eder ancak fazlası olumsuzluklara neden olur” dedi.
Aşırı stresin cinsel isteksizlik, uykusuzluk, geceleri kabus görme gibi olumsuzluklara neden olabileceğini kaydeden Dr. Rabia Ay şöyle konuştu:
“Üniversite sınavına hazırlanan gençler doğal olarak streslidir ve bu normaldir. Ancak aşırı stres olumsuzlukları beraberinde getirir. Kaygı arttıkça başarı düşer, konsantrasyon bozulur. Strese neden olan ve kaygıyı artıran sorun çözülmelidir. Günlük yaşantılarda karşılaşılan olaylar da insanları olumsuz yönden etkiler. Trafik sorunu, yankesiciye cüzdan çaldırma, aile içi tartışmalar, işe geç kalma, cinsel sorunlar, evde ve işte yapılacak olan işler insanı strese sokar. Stresten kurtulmak için önce insanlar kendilerini sevmeli, kendilerine güvenmeli ve kendileriyle barışık olmalıdır. Stresi yaratan nedenler tesbit edilmeli ve bunlar çözüme kavuşturulmalıdır.”
Kaynak: www.milliyet.com.tr
şehrazad
03-06-2007, 18:26
Çareyi ekolay.net'deki yazıda buldum, sizle de paylaşayım istedim:
İyi bir kahvaltı ve akşama kadar süren düzenli beslenme, gün boyu yaşanacak stresi önemli ölçüde azaltıyor.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahim Kucur, 'Sabahları kalktığımızda biraz hassas, alıngan ve sinirli oluruz.
Bu aç olan bir vücut için çok normaldir. Karbonhidrat ve protein yüklü güzel bir kahvaltı ile sinirler yumuşadığı gibi olaylara karşı daha ılımlı davranabiliriz' dedi.
Kahveyi azaltın
Gün içinde gergin olunan zamanlarda kahve, kola ve çikolata tüketiminin daha da arttığını, bunun da stresi artırarak vücudu kısır bir döngü içine soktuğunu vurgulayan Kucur, şöyle devam etti:
'Sabahları uyku sersemliğinin açılması için iyi olan kahve, çok tüketildiğinde huzursuzluğa, uykusuzluğa neden olur. Kafeinin yanı sıra vücudun düzenini ciddi oranda bozan çikolata ve şekerden uzak durmak gerekir' dedi.
Stresin insan sağlığını önemli ölçüde olumsuz etkilediği ilk kez bilimsel olarak kanıtlandı.
Sidney'de bulunan Garvan Enstitüsü'nden araştırmacılar, stresli dönemlerde vücutta Nöropeptit Y (NPY) adlı hormonun salgılandığını ve bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini kanıtladı.
Beyin ile bağışıklık sistemi arasında ilişki olduğu yolunda dolaylı kanıtların olduğunu söyleyen araştırmacılardan Fabienne Mackay, ilişkinin kesin olarak kanıtlandığını belirtti.
Araştırmanın yayımlanmasının ardından Mackay, "stresli dönemlerde, sinirler çok sayıda NPY salgılar. Kanda dolaşmaya başlayan bu hormonlar bağışıklık sistemi hücrelerini engeller" açıklamasında bulundu.
Herbert Herzog da Nöropeptit Y'nin tansiyon ve kalp ritmini olumsuz yönde etkilediğinin bilindiğini söyledi.
Herzog, hormonun bağışıklık sistemine etkisi olduğunun belirlenmesinin ardından bazı hastalıklarla mücadelede yeni gelişmeler sağlanabileceğine de değindi.
Herzog, "stres, nezle veya grip olduğunuzda ya da kanser gibi daha ciddi durumlarda sizin çok daha dayanıksız olmanıza neden olur" dedi.
'Journal of Experimental Medicine' adlı dergide yayımlanan araştırmada bilim adamları, stresin, romatoid artrit, Crohn ve şeker hastalıklarıyla da bağlantısı olduğunu vurguladı.
Kaynak: www.ekolay.net
Madem ki stres hasta ediyor ve uykusuzluğa sebep oluyor, o zaman önce stresi yenelim ki uykumuz iyice kaçmasın öyle değil mi :zzz:
"Vücut zayıf düştüğünde, sinirleri besleyen vitaminlere ihtiyaç duyar. Fakat bilinçli bir beslenme ile enerji depolarını tekrar doldurmak mümkün.
Bunun için bolca sebze ve meyve, ayrıca süt ürünleri, patates, makarna ve kepek ekmeği tüketmek gerekir. Stres yüklü organizmaya en fazla fayda sağlayan madde ise magnezyum. Noradrenalin ve adrenalin gibi stres hormonlarının üretimi için gerekli olan magnezyum, aynı zamanda hassas ve sinirli bünyelere karşı bu hormonların üretimini
de hızlandırıyor. Magnezyum; vücuttaki 300'den fazla hormonu harekete geçirerek, kalp ve kas gücünü kontrol altına alıyor. Magnezyum daha çok kepek ürünlerinde, fındık, badem, çekirdek (kabak) ve muzda bulunuyor. Fazla stresli bir döneme girildiğinde ise eczanelerde satılan magnezyum takviyelerinden de faydalanmak mümkün.
Beyin hücreleri için en önemli gıdalardan biri; beyin, sinir ve kas hücrelerini anında enerji ile dolduran karbonhidrat. Bunun yanı sıra şeker de beyinde etkisini çabuk gösteren besinler arasında yer alıyor. Ama tabii şeker tüketimi konusunda çok dikkatli olmak
gerekiyor. Çünkü şeker; kan şekerinin bir anda yükselip, bir anda düşmesine sebep oluyor. Bu yüzden kana biraz daha uzun bir sürede karışan karbonhidratları tercih etmek gerekiyor. Tahıl, patates, baklagiller ve sebze, bol karbonhidrat ihtiva eden besinler arasında bulunuyor.
Özellikle stres altında olan kişi, hücrelere zarar veren radikaller ürettiğinden, bağışıklık sistemi de büyük ölçüde zarar görüyor. Havuçlardaki beta karoten, portakaldaki C vitamini, buğday yağında bulunan E vitamini zararlı radikallere karşı tesirli. Ayrıca bir
bardak sebze veya meyve suyu da bir öğün yerine geçiyor. Bunların yanı sıra fındık, fıstık veya ceviz de atıştırmak için ideal. İçerdikleri B vitaminleri sayesinde sinirler gevşeyip rahatlıyor."
Kaynak : www.habersaglik.com
şehrazad
04-05-2007, 13:39
Uzun süre stres altında kalmanın, beyin hücrelerine zarar verdiği bildirildi. Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Nöroşirurji Bölümü Öğretim Üyesi Beyin Cerrahi Doç. Dr. Cengiz Çokluk, yaptığı açıklamada, uzun dönem stresli bir yaşamın, vücuda verdiği yıkıcı etkinin yanı sıra beyni doğrudan etkiyerek hücre hasarına neden olduğunu söyledi.
Stresin hayatın bir parçası olduğunu belirten Doç. Dr. Çokluk, stresi, ”Başkası veya kendimizle ilgili, korku, endişe ve üzüntülerin neden olduğu, gerginlik, korku, sinirlilik, endişe ve huzursuzluğa yol açan bir uyarılmışlık hali” olarak tanımladı, şehir hayatında stresin en hafif şekliyle trafiğe çıkıldığında başladığını ifade etti.
Yıllar önce stresin beyin hücrelerini öldürdüğüne ilişkin görüşlerin alaycı tavırlarla karşılandığını, bugün ise bunun artık kabul edildiğini söyleyen Doç. Dr. Çokluk, şunları kaydetti:
“Beyin hücreleri, beynin kendi içindeki hücrelerden üretilen uyarıcı maddelerin aşırı üretilip salınmasından zarar görebilecekleri gibi vücudun diğer bölgelerinden salgılanan hormonlar ve bunların etkileri yüzünden de hasara uğrayabilirler. Bu nedenle uzun dönem stresli bir yaşam, vücuda verdiği yıkıcı etkinin yanı sıra beyni direkt olarak hücre hasarı şeklinde etkiler.”
Stresin beynin sadece bir bölgesini değil, tümünü ilgilendirdiğini belirten Doç. Dr. Çokluk, bunun sonucunda etkilenen kişinin davranışları, konuşmaları, hareketleri ve hatta düşünce kalıplarının bile değişebileceğini söyledi. “Hatta bazı insanlar saldırgan bir tutum ve tavır içine girebilirler” diyen Doç. Dr. Çokluk, şöyle devam etti:
“Stresin insanlar üzerindeki etkileri oldukça farklıdır. İnsan ilişkilerine zarar verir ve başarıyı olumsuz yönde etkiler. Beynin düşünce ve problem çözme yeteneğini zayıflatır. Kişinin öz güveninde kayıplara neden olur. Uyku düzeni, yeme, içme alışkanlıkları, kendine güven ve günlük bakımını etkiler.”
Stresin yıkıcı etkilerinden beyni ve vücudu korumak gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Çokluk, beynin strese karşı tamamen korunmasız olmadığını, önce beynin stresi tanımlaması gerektiğini kaydetti.
Doç. Dr. Çokluk, negatif kişilik özelliklerinden kurtularak ve pozitif düşünerek, spor ya da düzenli egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek, huzurlu ortamlarda bulunmaya özen göstererek ve dostlarla daha fazla vakit geçirerek stresten uzak kalınabileceğini ifade etti.
Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/saglik/
vBulletin v3.5.3, Copyright ©2000-2010, Jelsoft Enterprises Ltd.